16 Temmuz 2009 Perşembe

KAMU YÖNETİMİNDE REFORM ÖNCESİ SON BAKIŞ: İL ÖZEL İDARELERİ

GİRİŞ
20. yüzyılın son çeyreğindeki baş döndürücü gelişmeler ve bu çerçevede yaşanan toplumsal değişim ve farklılaşma; toplumsal yaşam ile kamu yönetimini derinden etkilemektedir. Dünyada yaşanılan hızlı değişimle birlikte devletlerin sınırlarının fiilen ortadan kalkması, bir yandan evrensel değerleri ortadan kaldırırken diğer yandan da yerel değerlerin ön plana çıkmasına ve toplum tarafından benimsenmesine sebep olmakta; Dünya ülkeleri; aynı anda hem küreselleşmeyi hem de yerelleşmeyi yaşamakta; ülkeler siyasal ve ekonomik bütünleşmeye giderken yerel yönetimler de giderek önem kazanmaktadır.

Özellikle toplumsal, siyasal ve ekonomi alandaki gelişmeler, bu gelişmelerin getirdiği içsel ve dışsal zorlamaların altında olan kurumları da değişime ve gelişime zorlamakta, sürekli olarak iyileştirmeye ve yenileştirmeyi, ulusal yönetim sistemlerinin; hizmetlerdeki etkililik ve etkinlilik ve kalitenin gözden geçirilerek iyileştirilmesini gerekli kılmaktadır (Aydemir 2001b:87).

Diğer yandan, yönetimin yeniden yapılandırılması çalışmaları içinde yer alan ve bütün dünyada demokratikleşme sürecinin vazgeçilmez ve ayrılmaz bir parçası olarak giderek önem kazanan yerel yönetimlerin, anayasalarda belirtildiği ve uluslararası anlaşmaların öngördükleri şekilde yapılandırılması, kamusal hizmetin daha etkili, daha hızlı ve daha ucuz olarak verilmesini sağlamak amacıyla merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasındaki görev ve yetki bölüşümünün yeniden yapılması ve bu bölüşümün çerçevesinin iyi çizilmesi gerektiği ortaya çıkmaktadır.

YEREL YÖNETİM –YERİNDEN YÖNETİM KAVRAMLARI

Yerinden yönetim Fransız idari hukuku öğretisinden ortaya çıkan bir kavramdır. Topluma sunulacak yerel hizmetlerin; devlet mekanizmasınca tek elden değil; merkezi teşkilat içinde yer almayan ve merkezi yönetim hiyerarşisine dahil olmayan, nisbi özerkliğe sahip tüzel kişileri tarafından yürütülmesidir (Nalbant 1997:39)

Siyaset ve yönetim bilimi literatüründe yerel yönetim kavramının karşılığı olarak çoğunlukla adem-i merkeziyet veya decentralization kavramı kullanılmaktadır. Ancak; decentralization kavramı hem merkezin bazı yetki ve sorumluluklarının hiyerarşik yapı içerisindeki alt birimlere devri ve Türkçe’de yetki devri anlamına gelen “Deconcentration” kavramını, hem merkeze ait bazı yetkilerin merkezin hiyerarşik yapı dışındaki örgütlere devredilmesi anlamına gelen “Delegation” kavramını, hem de merkezi hükümete ait bazı görev ve yetkilerin genel yönetim hiyerarşisi dışında seçilmiş organlardan oluşan özerk yerel birimlere devredilmesi anlamına gelen ve Türkçe’de yerel yönetim olarak adlandırılan “Devolution” kavramını içermektedir ( Maddick 1963:23-24). Bu nedenle; “decentralization” kavramının karşılığı olarak “Yerinden Yönetimi”, “ deconcentration” kavramının karşılığı olarak da “yerel yerinden yönetim” i kullanmak mümkündür.

Modern anlamda desantralizasyon, merkezi yönetimin hizmet yükünü merkez dışındaki kuruluşlara devretme suretiyle hafifleten, merkezi yönetimin elindeki planlama, karar verme ve kaynak oluşturma gibi bir takım görev ve yetkilerini merkez dışındaki kuruluşlar olan taşra kuruluşları, yerel yönetimler, yarı özerk kamu kurumlarına aktarılma sürecini ifade eden ve merkezi yönetimin makro düzeydeki hizmetlere daha çok eğilmesine imkan sağlayan bir ilkedir (Eryılmaz 1995: 344-345).

Yerel nitelikteki kamusal hizmetlerin, devletin tüzel kişiliği dışındaki kamu tüzel kişilerince yerine getirilmesi amacıyla, bir kısım kamusal güçlerin daha az yetkili bir otoriteye transfer edilmek suretiyle merkezi otoriteden geri çekilmesi olarak ifade edilen yerinden yönetimin (Çoker 1995: 174-175), yönetim bilimi yazınında iki türü vardır:

Bunlardan birincisi, siyasal yerinden yönetim olup devredilen yetkiler yasama ve yargıya ilişkindir ve federalizmi ifade eder. Merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasındaki ilişkilerin gevşeyip yerinden yönetim anlayışının federal yönetime dönüştüğü federalizm; anayasalarca ulusal kimliğe sahip olmayan yerel birimlere tanınmış bulunan ve yarı özerk ya da statüye dayanan bir yönetim biçimi olup, federe devletler kamu hizmetlerinin düzenlenmesinde geniş yetkilere sahiptirler ve federal devlete bırakılmayan alanlarda yasal, yönetsel ve yargısal düzenlemeler yapabilirler (Teziç 1991: 388-391).

Yerinden yönetimin ikinci türü yönetsel yerinden yönetimdir. Yasama, yürütme ve yargı erklerinin tek merkezde toplandığı bu sistemde yerel yönetimlerin yürütmeye ilişkin yetkileri vardır (Keleş-Yavuz 1989:19).

Siyasal yerinden yönetimin, federalizm demek olup, belli ölçüde yasama ve yargı yetkilerini de kapsamaktadır. Buna karşılık idari yerinden yönetimde, merkezi yönetimin hiyerarşisine dahil olmayan kamu tüzel kişilerinin yasama ve yargı yetkisi yoktur. Hatta kendi hukuki statülerini ve örgütlenme yapılarını belirleme imkanına sahip değillerdir. Yerel yönetim ilkesi devletin ülkesi ve milleti ile bölünmezliği (egemenliğin, ulusun, ülkenin bölünmezliği ) prensibi ve idarenin bütünlüğü ilkeleri ile sınırlıdır (Nalbant 1997: 213). Yasama iktidarının tekliği yasama ve yürütme iktidarının ülke içinde bir tane olabileceğini belirtir. Bu nedenle yerel yönetimler ancak yasa ile kurulur ve yasaların kendilerine bıraktığı yetkileri kullanabilirler (Keleş 1982:412).

Bu yetkileri kullanan birimlerin niteliğine göre yönetsel yerinden yönetimin hizmet yönünden ve yer yönünden yerinden yönetim olmak üzere iki ayrı türü olduğu görülmektedir.

Hizmet yerinden yönetimde; belli kamu hizmetleri merkezin dışında bağımsız bir örgüt tarafından yerine getirilir. Merkez hiyerarşisine bağlı olmayan bu kuruluşlar kendilerine bırakılmış kamu hizmetleriyle ilgili konularda yürütme ile ilgili kararlar alma yetkisine sahiptirler (Nadaoroğlu 1978: 32; Keleş 1992:13; Aytaç 1994: 6). Karayolları Genel Müdürlüğü, TODAİE, ticaret odaları, Üniversiteler gibi örneklerin verilebileceği bu yönetim türünde bu kuruluşlar merkez hiyerarşisine tabi olmayıp kendilerine bırakılmış kamu hizmetleri ile ilgili konularda kararlar alma yetkisine sahiptirler. Hizmet yerinden yönetiminde, özerklik hizmetin kendisine tanımıştır ( Pirler,Tortop, Başsoy: 1995:27).

Yerel yerinden yönetim kesiminde bulunan kuruluşlar devlet tüzel kişiliğinin dışında bulunan kamu tüzel kişileridir. Bu kuruluşlar, kendilerine özgü iradeye, mal varlığına, bütçeye, bağımsız gelir kaynaklarına sahip kuruluşlar olup temsili nitelikli karar organları, merkez yönetimine karşı yönetsel özerklikten yararlanırlar (Nadaroğlu 1978: 32; Tortop 1991: 11; Günday 1992: 16; Keleş 1992: 13). Bu yüzden merkeziyetçilik “güçlü”, ademi merkeziyetçilik “ özgür” ülke yaratır (Barthemeley 1908: 93).

Belediyeler, il özel idareleri ve köyler yönetim sistemimizin bu tür kuruluşlarıdır (Yalçındağ 1995:6). Bu kuruluşlar, belli bir alan içinde o bölgede yaşayan insanların yerel, ortak ve medeni ihtiyaçlarının giderilmesi ile görevlidirler ( Pirler,Tortop, Başsoy: 1995:27).

Yukarıda ifade edilenlerin şematik olarak görünümü şu şekildedir:

DEVLET





Merkezi Yönetim Yerinden Yönetim



Siyasal Yerinden Yönetim
Yönetsel Yerinden Yönetim









Hizmet Bakımından

(KİT’ler, Ticaret Odaları vs.)
Yer Bakımından

( Yerel Yönetimler)




Sıddık Sami Onar, yerinden yönetim kavramını ademi merkeziyet kavramı ile eş anlamlı kullanmak suretiyle şu tanımı yapmaktadır: “ ademi merkeziyet (yerinden yönetim), icrai kararların merkez teşkilatına ve hiyerarşisine dahil olmayan bir takım organlar eliyle kamu tüzel kişileri tarafından yürütülmesidir” (Onar: 610). Daha açık bir ifade ile; kamu yönetimi ile ilgili kararların devlet tüzel kişiliğinin dışında ayrı bir tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar tarafından alınabilmesidir.

Üniter devlet geleneğine ait olan adem-i merkeziyet fikrinde, merkezin sahip olduğu bazı yetkilerin, hizmetlerde etkinlik ve verimliliğin sağlanabilmesi ve de yerel kararların alınmasında yerel halkın katılımının sağlanması için yerel makamlara bırakılması yatar. Benzer bir diğer tanım Günday tarafından şu şekilde yapılmıştır: “ yerinden yönetim, topluma sunulacak bazı yönetsel hizmetlerin devlet merkezinden ve tek elden değil, merkezi teşkilat içinde yer almayan ve merkezi hiyerarşisine dahil olmayan kamu tüzel kişileri tarafından yürütülmesidir. (1992: 14). Nadaroğlu’nun tanımı ise yine benzer çerçevededir: “ Yerinden yönetim; bir kısım kamu güçlerinin, daha az yetkili otoriteye transfer edilmek amacıyla merkezi otoriteden geri çekilmesini ifade eder. Diğer bir ifade ile kamusal güçlerden bir kısmının merkezi otoriteden daha az yetkili bir diğer otoriteye aktarılması, karşımıza yerinden yönetim kavramını çıkarır” (1978: 23). Yerinden yönetim ile ademi merkeziyeti aynı anlamda kullanan Tortop ise şu tanımı yapmıştır: “... aynı ülke içinde yerel nitelikte ve ayrı organlara ve yetkilere sahip kuruluşlara yer verilmişse bu tür yönetim biçimine yerinden yönetim (ademi merkeziyet, decentralization) denilmektedir. Yerinden yönetim kamu hizmetlerinin yönetiminin merkezi yönetimden ayrı özerk kamu hukuku tüzel kişilerine verilmesidir “ (Tortop 1991: 5-11).

Tanımlardan da anlaşılacağı üzere yerinden yönetim kavramının dört önemli varlık koşulu vardır:

- Devletten farklı hukuki kişiliğinin bulunması gerekir. Başka bir anlatımla, devletten farklı olarak kendi görevlerine sahip olması biçiminde somutlaşan kamu tüzel kişiliği gereklidir. Yerinden yönetim kurumlarının yetki ve görevlerinin genel yetki kaydına dayalı olarak düzenlenmesi kuşkusuz bu kurumlarının yetkileri açısından bir güvence oluşturmaktadır.

- Yerinden yönetim otoritelerinin kişisel bağımsızlığı söz konusu olmalıdır. Bu da ancak yönetim organlarının seçimle belirlenmesi ve yargı yolu ile görevden alınması güvenceleri ile birlikte olur.

- Yerinden yönetim kurumlarının yeterli mali ve teknik araçlara sahip olması gerekir.

- Yerel özerkliği, yani idari ve mali alanda serbest hareket edebilme olanağı bulunmalıdır. Özerklik; yerel yönetim karar organlarının yöresel hizmetler üzerinde özgürce karar alma, eylem ve işlemde bulunma ve hizmetler için merkezi yönetimin mali yardımları yerine, kendisine özgürce kaynak yaratabilme ve kullanabilme olanağı demektir.

Sonuç olarak yerel yönetimler için şu tanım yapılabilir; Yerel yönetimler; belirli bir yerde yaşayan insanlara hizmet vermek amacıyla kurulan, karar organları yerel halk tarafından seçilerek göreve getirilen, görev ve yetkileri yasalarca belirlenmiş, özel gelirlere ve bütçeye ve personele sahip, kendi örgüt yapısını kendisi kurabilen yönetsel özerkliğe sahip kuruluşlardır.



YÖNETSEL VESAYET KAVRAMI

Bir özel hukuk kavramı olan vesayet, hakları kullanma ve görevlerini yerine getirme yeteneği bulunmayan gerçek kişiler adına bu yeteneği haiz diğer gerçek kişilerin hukuki işlemler yapabilme yetkisine sahip olması demektir (Coşkun 1996:36).

Yönetsel vesayet ise; merkezi yönetimin kamu düzenini ve kamu yararını baz almak suretiyle belirli konularda yerel yönetimi denetleme yetkisinin ortaya çıkardığı ilişkinin adı (Coşkun 1996:36) olup, birinci derecedeki kamu tüzel kişiliği olan Devlet ile İkinci derecedeki kamu tüzel kişiliği olan yerel yönetimler arasındaki ilişki düzenidir (Gürsoy 1987:6). Yasal bir müessese olan yönetsel vesayet, kamu hizmetlerinin her yerde aynı biçimde, düzeyde ve etkinlikte yapılabilmesi için konulmuştur (Gürsoy 1987:9).

Yönetsel vesayet kavramına akademik anlamda yapılan tanımlamalar şu şekildedir:

Sıddık Sami Onar'a göre "yönetsel vesayet; merkezin, ademi merkeziyet idarelerinin icrai kararlarını, idari fiil ve hareketlerini denetlemek ve bu kararları bozabilmek salahiyetidir ( Onar: 622).

Şeref Gözübüyük'e göre, yerinden yönetim kuruluşlarının kendileri dışında başka bir yönetsel kuruluş tarafından yasaların öngördüğü sınırlar içinde denetlenmesine yönetsel vesayet denetimi denmektedir (1983:240)



Georges Vedel yönetsel vesayeti, Devlet yetkililerinin, yerel yönetim ve kamu hizmeti yönetimi tüzel kişilerinin organlarının işlemleri üzerinde, kanuna saygıyı temin etmek, yetkinin kötüye kullanılmasını engellemek ve yerel çıkarlara karşı ulusal yararı korumak için yaptıkları denetim (1973:642) olarak tanımlanmaktadır.

Bütün bu tanımlardan anlaşılacağı üzere yönetsel vesayet; kamu düzenini, ülke bütünlüğünü sağlamak için kamu yararı amacı ile kanunların verdiği yetkiye dayanarak merkezi yönetim örgütünün, yerel yönetim ile kamu hizmeti yönetimi tüzel kişilerinin organları, işlemleri ve parasal kaynakları üzerindeki denetimdir ve yönetsel vesayet; Anayasal gerekçe olarak, yerel hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesi doğrultusunda, kamu görevlerinde birliğin ve toplum yararının sağlanması ve yerel gereksinmelerin karşılanması amacıyla yapılmaktadır. Yönetsel vesayet yetkisi yerinden yönetim kuruluşlarına tanınan özerkliğin bir istisnasını oluşturmaktadır.

Yönetsel vesayetin kullanılması, genel olarak şu nedenlere dayandırılmaktadır (Tekeli 1983: 19):

1. Yerel yönetimlerde seçilmiş kişilerin yerel siyasal etkilere açık olmakta, oysa merkez tarafından atanmış kişiler seçilmiş olmadıklarından siyasetten etkilenmemekte ve tarafsız kalabilmekte, bu sayede de ulusal çıkarları savunabilmektedir.

2. Belediyeler güçsüzdür. Bu nedenle de teknik kadrolar kuramazlar.

3. Merkezi yönetim ülkenin bütününe hitap ettiği için yerel yönetimlerin kavrayamayacağı sorunları kavrama olanağına sahiptirler

Yukarıda masum bir biçimi şeklinde açıklanan yönetsel vesayetin amacı, çoğu ülkelerdeki gibi, Türkiye’de de, yerel yönetimlere olan güvensizlikten dolayı, onları yakından kontrol etmek, belediyeleri siyasetle uğraştırmamak, egemenliği paylaşmamak, seçilmişleri- onları ulusal çıkarlara ters eylem yapar düşüncesi ile-atanmışlara kontrol ettirmek olmuştur (Türkcan 1982:120-121). Bu şekilde vesayet, ülkemizde yerel yönetimlerin medeni hakları kullanma ehliyetleri yokmuş gibi “ sen yanlış ve hatalı yaparsın” türünden bir yaklaşımla yerine getirilmekte (Aydemir 2001a:37), bu yaklaşım tarzının bir uzantısı olarak da yönetsel vesayet, yol göstericilikten çok baskıcı bir nitelik taşımaktadır (Aydemir 2000:37).

Merkezi yönetimin yerel yönetimler üzerinde gerçekleştirdiği yönetsel vesayet üç şekildedir (Eke 1985:57).

- Genel vesayet: Vesayet makamının kendi değerlendirmesine göre yasalara ya da kamu yararına aykırı gördüğü yerel kararları bozmasıdır.

- Önleyici vesayet yetkisi: Yasalarda açıkça belirlenen konularda yerel kararların uygulanmaya konulabilmesi için vesayet makamından ön izin alınması veya kararların onaylanmasıdır.

- Yerine geçme: vesayet makamlarının yerel yönetimlerin yasal görevlerini yapmaktan kaçınmaları durumunda görevlerini doğrudan yerine getirmesidir.

Türk kamu yönetimi yazınında yapılan yönetsel vesayet tanımları, bizi yönetsel vesayetin şu özelliklerinin olduğu çıkarsamasına götürmektedir (Coşkun 1996: 37);

- Yönetsel vesayette amaç idari denetim olduğundan, idari vesayet ancak idari makamlar tarafından yerine getirilir,

- Yönetsel vesayetle devletin genel çıkarlarının korunmasının yanısıra kamu hizmetlerindeki uyumu gözetmek esastır,

- İdari vesayetin yapılabilmesi kanun sınırları dahilinde olur,

- Yönetsel vesayet yerinden yönetim idarelerinin işlemleri, eylemleri, organları, ve personeli üzerinde uygulanır.

Yukarıda yapılan tanımlamalar ve çıkarılan özelliklerin aksine uygulamada, yönetsel vesayet amacın tam tersine hizmet eder hale gelmiş, yerel gereksinmeleri engeller hale gelerek ve toplum yararını karşılamaz duruma gelmiştir. Zira, yönetsel vesayeti sadece bir denetim ve otorite aracı olarak görmek demokratikleşmede önemli bir unsur olan yerel katılımın önünü kesmektedir. Bu ise, toplumsal dayanışmayı güçlendirme yerine tam tersi bir etki yaratmaktadır.



BİR YEREL YÖNETİM BİRİMİ OLARAK İL ÖZEL İDARELERİ



1. Tarihsel Gelişim ve Yasal Çerçeve



Tanzimat’ tan önce Osmanlı İmparatorluğu mülki idare bakımından eyaletlere, eyaletlerde sancaklara bölünmüştü. Eyaletlerin başında beylerbeyi, sancakların başında ise birer sancak beyi bulunmakta idi. Beylerbeyi, kendi bölgesinde padişahı temsil etmekte, sadrazamın sahip olduğu yetkileri bölgesinde kullanmakta, yargı alanındaki yetkilerini ise kadılar aracılığı ile kullanmakta idi.

Osmanlı İmparatorluğunda Tanzimat ile birlikte eyalet sisteminin değişmesine dair düşünceler ortaya çıkmaya başlamış, bu düşüncelerin bir ürünü olarak 1864 yılında “ Teşkilat-ı Vilayet Nizamnamesi” yürürlüğe konmuştur (Tamer 1997:3). Söz konusu nizamname eyalet sistemini ortadan kaldırarak vilayet sistemini getirmiş, ülke vilayet, sancak, kaza ve köylere ayrılmış, vilayetin yönetimi valiye, sancağın mutasarrıfa, kazanın ki ise kaymakama verilmiştir. Nizamnamenin amacının halkın yönetime katılması ve merkeziyetçiliğin hafifletilmesi olduğu belirtilmiştir ( ESİAD 1993: 56; Türe 2000: 40). Kimi yazarlara göre, tanzimat ve diğer ıslahat hareketlerinin amacı Osmanlı devlet yönetimini çağdaş yönetim ilkelerine dayandırarak devlet gücünün tek merkezde toplanmasını sağlamaktı. Ancak; merkeziyetçilik güçlendiği ölçüde Osmanlı toplumunda yerel yönetimin modern anlamda çekirdeği oluşmuş,yerel grupların yönetime katılmasının önü açılmıştır.

Vilayetin; vali, bugünkü il idare kuruluna denk düşen Vilayet idare Meclisi ve vilayetin yerel yönetim açısından en önemli organı olan Vilayet Umumi Meclisi olmak üzere 3 organı bulunmaktaydı. Meclis’ in, vilayet sınırları dahilindeki yolların yapımı, onarımı ile tarım ve ticaretin gelişmesi ve halktan alınan vergilerle ilgili görüş bildirme görevleri vardı (Özdemir 1995: 196).

Meclisin yılda bir kez toplanması, yaptığı toplantıların halka açık olmaması ve tüzel kişiliğinin bulunmaması, yine bu nizamnameye göre ele aldığı karalarda sadece görüş bildirebilmesi, yürütücü kararlar alamaması onun idari ve mali özerklikten yoksun olmasına ve gerçek anlamda bir yerel yönetim organı olarak görev yapmasına engel olmuştur (Dedeoğlu 1997:50)

1876 tarihli Kanun-i Esasi, vilayetlerin yönetiminin yetki genişliği (tevsi-i mezuniyet) ve yetki bölüşümü ( tefrik-i vezaif) ilkelerine göre yürütüleceğini belirtmiştir.

2. Meşrutiyetle beraber, 1913 yılında, il genel yönetimi ve il özel yönetimi olarak iki bölümden oluşan, İdare-i Umumiye-i Vilayat Kanun-u Muvakkatı yürürlüğe konulmuştur. Bu kanunla; vilayet ölçeğinde yerel yönetim anlamına gelen ve ilin yerel hizmetlerinin bu birimin yetkisine verilen il özel yönetimi getirilmiş, İl’e tüzel kişilik verilerek kendine has gelir kaynakları tahsis edilmiştir. İlin genel yönetimini kapsayan maddeler 1920 tarihli Vilayet İdareleri Kanunu ile kaldırılmış, il özel yönetimi ile ilgili maddeler ise 1987 tarih ve 3360 sayılı “ İl Özel İdaresi Kanunu” çıkarılıncaya kadar yürürlükte kalmıştır ( Türe 2000: 40).

2. Organları (Tortop 1994:89-97; Keleş-Yavuz 1989:61-63)

a. Vali

İl’de hem genel idarenin başı hem de il özel idarenin yürütme organı olan vali, merkezi idare tarafından atanır dolayısıyla onun temsilcisidir. İl’ in yürütme organı olan vali, il özel idaresi bakımında il’ e bırakılan bütün işlerin icra yetkisini haizdir.

İl özel idaresinin diğer organları olan il genel meclisi ile il daimi encümenin icrai kararlar alma ve denetleme yetkilerine karşın alınan icrai kararları yürütme yetkisi valiye aittir.

Vali il özel idaresi yönetiminin icra organı olarak, genel meclisin ve encümenin aldığı kararları uygular; genel meclise sunulacak olan bütçe ve çalışma programını hazırlar, vali hem genel meclisin, hem encümenin gündemini düzenler.

Vali, il özel idaresi yönetimince alınan karar ve önlemlere uymayanlara kendiliğinden para cezası veya iş yerini kapatma, ticaret, sanat ve meslekten men cezası verebilir. Bu kararlar kesindir. Bunlara karşı idari yargıya başvurulabilir.

Vali ilçe düzeyindeki il özel idare hizmetlerini kaymakam eliyle yürütebilir. Kaymakamlar il özel idare hizmetlerinin yürütülmesinden dolayı valiye karşı sorumludurlar. Kaymakamlar da valiler gibi idari ceza verme yetkisine sahiptirler. Bu kararlarda kesindir ve bunlara karşıda idari yargıya başvurabilir.

Dönem başında vali çalışmalar konusunda hazırladığı raporu genel meclise sunar. Mecliste görüşme açılır ve üçte iki çoğunlukla valinin çalışmaları yetersiz bulunursa, durum İçişleri Bakanlığınca bildirilir. Genel meclisin güvensizlik oyu vererek valiyi düşürme yetkisi yoktur.

b. İl Genel Meclisi

İl özel idarelerinin karar organı olan il genel meclisi, ilçeler adına seçilen üyelerden oluşur. Üye seçimi tek dereceli olup nispi temsil yöntemine göre yapılmaktadır. Üye sayısı ilçelerin nüfusuna göre değişmekte olup görev süreleri 5 yıldır.

İl genel meclisinin seçilmiş bir başkanı yoktur. Bu görevi vali yürütür. Valinin bulunmadığı toplantılara başkan vekili başkanlık eder. İl genel meclisi her yıl Mayıs ve Kasım aylarının ilk haftasında olağan toplantısını yapar. İl genel meclisi, seçim sonuçlarının alınmasından sonra 15 gün içinde vali tarafından toplantıya çağrılır. Meclis üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanır. Çoğunlukta karar alır. Meclisin çalışma yöntemi, İçişleri Bakanlığınca çıkarılan bir yönetmelikle düzenlenir.

Karar ve danışma organı olan il genel meclisleri, valinin tevdi ya da üyelerinin teklif ettiği hususları görüşüp karara bağlarlar. Tevdi ya da teklif dilen hususların il genel meclisinin uğraş alanına girmesi ve genel meclisin bu konuda karar almaya yetkili bulunması gerekir.

Genel Meclisin aldığı bütün kararlar, ancak valinin onayı ile yürürlüğe girer. Vali onaylamak istemediği kararlara karşı Danıştay'a itiraz eder. Danıştay 20 gün içinde kararını verir ve bu karar uygulanır.

Genel meclisin yasal toplantıları dışında, ya da toplantı yeri dışında toplanması, görevini süresinde yapmaması, ya da siyasal sorunları tartışması, ya da siyasal temennilerde bulunması halinde Danıştay dağıtılmasına karar verir.

İl genel meclisinin görevleri şunlardır:

-İl özel idaresi yönetimi bütçesini ve kesin hesabını kabul etmek,

-İl özel idaresi yönetimine verilen görevlerle ilgili kararları almak ve iş programını inceleyip karara bağlamak,

-Vali tarafından verilen yıllık faaliyet raporunu inceleyip karara bağlamak,

-Yönetmelikler yapmak,

-Gereken hallerde görüş ve düşünce bildirmek,

c. İl Daimi Encümeni

İl özel idaresinin bir diğer karar organı olan il daimi encümeni kendi üyeleri arasından seçeceği 5 üyeden oluşur. Encümen üyeleri, İl genel meclisince kendi üyeleri arasından bir yıl için seçilir. Encümen üyelerinin salt çoğunluğu ile toplanır. Ve çoğunlukla karar alır. Encümenin seçilmiş bir başkanı yoktur. Encümene Vali ya da görevlendireceği vali yardımcısı başkanlık eder.

Encümen il genel meclisinin toplantıda bulunmadığı zamanlarda genel meclis adına bazı kararlar alabilir. Ancak, alınan kararların sonradan il genel meclisi tarafından kabul edilmesi gerekir. Bunun yanında, bütçe uygulamasını denetler, ihale işlerini hazırlar. Encümen en önemli görevi, valinin yaptığı aylık harcamaları denetlemektir.

Encümen, il özel idaresinin, görevleri ile ilgili konularda yasaklayıcı önlemler ve kararlar alır; Meclis ve encümence alınan karar ve önlemlere aykırı hareket edenlere ceza verilir. Encümence verilen cezalara sulh ceza mahkemesince itiraz edilebilir.

Vali, il daimi encümeni kararlarını, mevzuat ya da kamu yararına aykırı gördüğü hallerde tekrar görüşülmesini isteyebilir. Encümenin kararında 2/3 çoğunlukla ısrar etmesi durumunda encümen kararı kesinleşmiş olur.

GÖREV VE YETKİ BÖLÜŞÜMÜ

1913 tarihli İl Özel İdaresi Kanununun 75 inci maddesine göre İl, taşınır ve taşınmaz mallara sahip ve bu kanunla belirlenmiş ve sınırlanmış özel görevleri yapmakla yükümlü tüzel kişidir.

Aynı Kanunun 78 inci maddesinde bu görevler teker teker sayılmıştır. Bu görevleri;

a) Tarım ve Hayvancılık ile ilgili görevler: Örnek çiftlikler kurmak, fidanlıklar yetiştirmek, ziraat aletleri depoları kurmak, damızlık hayvan depoları kurmak, at yarışları düzenlemek, tarım ürünleri sergileri açma, ilin iklimine uygun bitki yetiştirme vb.

b) Bayındırlık görevleri:İl sınırları içerisindeki ilçe ve bucakları birbirine bağlayan yolları yapma ve onarmak, devlet ve il yollarının şehir ve kasabalardan geçen kesimlerinin Bayındırlık Bakanlığı ile birlikte yapım ve bakımını yerine getirmek.

c) Eğitim ile ilgili görevler: İlk ve orta dereceli okullar, öğretmen okulları, çalışanlar için gece okulu, sanat okulu açmak

d) Sağlık ile ilgili görevleri: İl sınırları içinde hasta hane, çocuk yuvası, sağlık kurumu kurmak,

e) Ekonomi ve ticaret ile ilgili görevleri: Uygun yerlerde ticaret, sanayi odaları, ticaret borsaları açma, yerli sanayinin özendirilmesi, il dahilinde açılacak fabrikalara ruhsat verme gibi

olarak 5 başlıkta toplamak mümkündür.

Bu kanunla il özel idarelerine verilmiş çoğu görev, kanunun çıkarıldığı 1913 yılından bugüne kadar kurulan çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarına verilmiştir.



İL ÖZEL İDARELERİ ÜZERİNDEKİ YÖNETSEL VESAYET

İl özel idarelerinin karar, eylem ve işlemleri ile organları merkezi idarenin denetimine tabidir. Bu denetimin amacı merkezle yerel yönetimler arasındaki işbirliğinin ve iş bölümünün belli kurallara uygunluğunu sağlamaktır (Keleş-Yavuz 1989:64).

İl özel idareleri üzerine 4 alanda yönetsel vesayet uygulanmaktadır:



1. Kararlar üzerinde: il genel meclisinin bütün kararları valinin onayından geçmektedir. Bazı kararların ise daha üst makamlarca onaylanması gerekmektedir. Kararlar üzerindeki diğer vesayet ise il daimi encümeninin meclisin toplantıda olmadığı zamanlarda onun yerine karar almasıdır.

2. Eylemler ve işlemler üzerinde: il özel idarelerinin eylem ve işlemleri üzerindeki yönetsel vesayeti mülkiye müfettişlerinin denetimi ile hesaplarının Sayıştay’ca incelenmesi ve yargılanması olarak iki kümede toplanabilir.

3. Organlar üzerinde: il genel meclisi valinin başvurusu üzerine içişleri bakanlığının isteği ve Danıştay’ın kararı ile; kanunda belirtilen haller dışında toplantı yapması, kanunda belirtilen yerden başka yerde toplanması, kendisine verilen görevleri süresi içinde yapmaktan çekinirse ve siyasi konuları konuşur ve temennilerde bulunursa fesh olunabilir.

4. Personel üzerinde: il özel idarelerinin personel kadrosu alması Bakanlar Kurulunun iznine tabi olup, bu işlem Bakanlar Kurulunun işlemlerini arttırıcı bir olgudur.

İL ÖZEL İDARELERİNİN MEVCUT DURUMU VE YAŞADIĞI SORUNLAR

Tarihi geçmişi 1860’lı yıllara dayanan il özeli idareleri idari sistemde hak ettiği yere ve yasal düzenlemeye kavuşturulamamıştır.

İl özel idaresi kanunu ile bakanlıkların kuruluş kanunları, yetkileri üzerinde çok kıskanç olan merkezi yönetimin üst düzey bürokratlarının da etkisiyle, il ve ilçelerde tam bir kaos yaratmış, biri çok güçlü- bakanlıklar-, diğeri zayıf- mülki idare amirleri- iki başlı bir yönetim ortaya çıkarmıştır.

Bu çift başlı yönetim içinde, personelin atanması, kamu gereksinimlerinin plan ve programa bağlanması, bunlara ilişkin ödeneklerin ayrılması ve gönderilmesi her türlü emir, izin ve onay verme yetkileri bakanlıklara aittir. Mülki idare amirleri ise, ayrı ayrı bakanlıkların saptayıp plan ve programa bağladığı, yine ayrı ayrı bakanlıkların gönderdiği ödeneklerle, onların emirlerine göre ve o bakanlıklarca atanan personelle yürütülen kamu hizmetleri arasında eşgüdümü sağlamak ve genel olarak hizmeti yönetmekle yükümlüdürler.

1913 yılında kuruldukları zaman il özel idarelerine çağın en önemli teknik ve sosyal kamu hizmetlerinin yürütülmesi görevi verilmiş olmasına karşın zamanla bu görevlerin bir kısmı belediyeler eğitim, tarım, bayındırlık, sağlık ve ticaret gibi önemli bir kısmı da Milli Eğitim, Tarım, Bayındırlık, Sağlık ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığı gibi merkezi idare kuruluşları tarafından üstlenilmiş ancak bu görevler mevzuatla il özel idarelerinden alınmamıştır. Bunun yanında ise il içerisinde merkezi yönetim kuruluşları ile il özel idaresi arasında görev ve yetkiler bakımından karmaşa yaşanmakta, bir hizmetle ilgili birden fazla kuruluş görevli hale gelmiştir ( Eryılmaz-Şen, 1994:18). Uygulamada il özel idareleri anılan hizmetleri fiilen yürütmemektedir.

İl Özel İdaresi Kanununun 78 inci maddesinde ayrıntılı olarak sıralanan 14 grup görev yanısıra çeşitli kanunlarla il özel idaresine verilen görevlerin sayısı 150 yi bulmaktadır. Bu görevlerin milli savunma, dış işleri ve adalet haricindeki tüm devlet görevleriyle ilgili olduğu görülmektedir (ESİAD 1993: 28).

Kırsal yöreye hizmet vermekte görevli olan il özel idareleri kendilerine artık yerel yönetim denilemeyecek ölçüde merkezi yönetim hiyerarşisi içine girmiş merkezi yönetimin üstlendiği görevlerden çok sınırlı bir kesimini merkezden gönderilen mali kaynaklarla ve tümüyle merkezi yönetim personeli eliyle yürüten merkezi yönetim kuruluşu olmuştur (Polatoğlu 2000:7; Eryılmaz-Şen, 1994:18). Bu noktada il özel idareleri her görevi yapabilir veya hiçbir görevi yapamaz tarzında garip bir hukuki ve fiziki durumun içine itilmiştir (Başsoy 1995: 393).

Halkın oylarıyla belirlenen organların merkezi yönetimin ataması ile gelen vali tarafından yönetilmesi, ülkemizdeki siyaset ile idare arasındaki farklılaşmanın gerçekleşmemesinin en büyük göstergesi olup, demokrasi düşüncesine aykırıdır (Polatoğlu 2000: 6; Eryılmaz-Şen, 1994:21). Bu noktada dikkati çeken ikinci husus, birbirinden ayrı olması gereken iki görevin tek bir şahısta birleşmesi, valinin il özel idaresinde hem yürütme organı olması hem de vesayet makamı olmasıdır.

İl genel meclisleri, aslında, kendilerine özgü görevleri ve kendi özgür iradeleriyle harcama yapabilecekleri bir bütçeleri olmayan yetkisiz birer organdır. İl özel idaresinin karar organı olan il genel meclisinin olağanüstü toplanmak için bile içişleri bakanlığının kararının gerekmesi bunun en büyük göstergesidir.





YENİ BİR YETKİ VE GÖREV BÖLÜŞÜMÜ İHTİYACI

Görev alanlarının sınırı il sınırı olan İl Özel İdarelerinin yeniden yapılandırılma çerçevesinde ele alınırken yetki ve sorumluluk alanı içerisinde büyükşehir belediyesi, belediye, alt belediye, belde belediyesi ve köy gibi diğer yerel yönetim birimlerinin de var olduğu, bu nedenle de hizmet bölüşümünün bütün bu idareler arasında görev ve yetki çatışmasına olanak vermeyecek biçimde yapılması gerekmektedir. Bu yapılırken il’in bütününü ilgilendiren ve merkezi yönetimin etkin olmadığı bölgedeki hava kirliliğinin önlenmesi, bölgenin su baskınlarından korunması, doğal zenginliklerini ve güzelliklerini tespit ve muhafaza gibi konularda da görev ve yetki sahibi olmasına dikkat edilmelidir (TOBB 1996:115).

İl özel idareleri, yeni bir yapılanmaya kavuşturulmalı, eğitim alt yapısı, sağlık, gençlik-spor, bayındırlık, imar, altyapı, turizm, hayvancılık, ağaçlandırma ve benzeri görevler il özel idarelerinin sorumluluğuna verilmeli, asli görevlerin dışında mali ve teknik gücü zayıf belediye ve köylere destek olmalıdır.

Merkezi yönetimin taşra teşkilatları bütün mal varlığı ve personeli ile birlikte il özel idarelerine bağlanmalı. Bakanlık merkez teşkilatı sadece politika ve hedef üretmelidir. Taşra teşkilatlarının personel giderleri ve yatırım harcamaları özel idareler tarafından yapılmalıdır (Yalçındağ 1993a:139; Tortop 1992: 20; Canpolat 1992:75).

Köylere ilişkin hizmetlerin götürülmesinde etkin bir kurum olarak kurulmuş bulunan Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün; köylere ilişkin hizmetlerin mahiyetinin, teknolojideki gelişmelerin etkisiyle de değişmesi, bu kurumun merkezi idarenin bütün hantallığını kendinde taşıması, merkezi idarenin tipik bir istihdam deposu olması nedeniyle kuruluş amacından uzaklaştırmıştır. Köy hizmetlerinin hizmet faydasının yayıldığı alanın birkaç köyü birden kapsaması bu hizmetlerin faaliyet ve yetki alanı daha geniş olan il özel idareleri tarafından yerine getirilmesi hizmetlerin etkinliğinin, iktisadiliğinin ve hızlılığının sağlanması açısından pek çok kimse tarafından gerekli bulunmaktadır (TOBB 1996:116).

İl sisteminin sorunlarını ve çözüm önerilerini sunanların savundukları modellerden biri İl özel idaresinin yürütme organı olan valinin seçimle iş başına gelmesidir (Gönül 1992). Ancak bu modelin tüm niteliklerinin ortaya konulamaması ve karşıt düşüncelerin de bulunması modelin geçerliliğini tartışılır durumdan öteye gitmemesine neden olmaktadır (Çoker 1996:9-18). Yalçındağ seçimlik vali modelinin daha çok federatif sistemin niteliklerini taşıdığını ve ülkemiz gerçekleri bağlamında değerlendirilmesinin güç olduğunu söylemektedir (1996:5).

Savunulan ikinci model; valilerin ve kaymakamların özellikle güvenlik ve esenlik konularındaki yetkilerini arttırmak suretiyle il sistemini yeniden yapılandırmaktır.

Öne sürülen üçüncü model de ise il sisteminin ne kadar iyileştirilirse iyileştirilsin işlevselliğini yitirmiş olduğunu savunulmakta ve bu nedenle de demokratik ve güçlü yerel yönetim niteliği kazandırmak gerektiği vurgulanmaktadır (Yalçındağ 1996:6).

Kanaatimizce, Belediye mücavir alanları içerisinde görev ve yetkilere sahip Belediyelerin yürütme organı olan Başkan seçimle geliyorsa, il” in bütününde ki hizmetleri yerine getirmek üzere görev yapan il özel idaresinin yürütme organı olan valinin de seçimle iş başına gelmesi o derece doğaldır. Bunun yanısıra, il sisteminin yeniden ele alınmak suretiyle yenilenmesi ve onlara demokratik bir giysi giydirilerek güçlendirilmesi işlevselliğini daha da arttıracaktır.

Öte yandan, il özel idareleri kendisine verilen görevleri yerine getirebilecek düzeyde kendi hizmet birimlerini kurabilmeli (Yalçındağ 1993a:140), il yönetimine yeni görevler üstlenmeye özendirilmelidir.

Ayrıca ilçe düzeyinde hizmet önceliğinin saptanması, hizmetlerin planlanması ve uygulanmasında karar almaya yetkili, halkın yönetime ve hizmetlere katkısını sağlayabilecek ve hizmeti yürütebilecek kaynaklarla donatılmış ilçe özel idaresi kurulmalı ve köy ve küçük belediyeler eliyle yürütülemeyen hizmetlerden, ilçe alanı içerisindeki yerel nitelikli hizmetlerin yürütülmesinden sorumlu olmalıdır (Yalçındağ 1993a:142). Kurulacak olan ilçe özel idaresi, o ilçeden seçilen ve ilçeyi il genel meclisinde temsil eden üyelerle ilçe sınırları içerisindeki belediye başkanları ve belirli sayıdaki köy muhtarlarından oluşmalı, yürütmenin başı olarak kaymakam olmalı ve karar organı ise hem seçilmiş üyelerden hem de ilçede ki eğitim, sağlık, tarım gibi birimlerin başlarından oluşmalıdır.

Yaptığımız bu girişten sonra İl özel idarelerine; yeniden yapılandırılması çerçevesinde;

Bulunduğu ilin yıllık yatırım ve kalkınma planlarını hazırlama, onları onaylama ve uygulama, bu planların oluşturulmasında önerilerde bulunma, il sınırları dahilindeki belediye ve köylerin yıllık kalkınma ve yatırım programları arasında eşgüdüm rolünü üstlenme, gereken yerlerde destek sağlama, kalkınma planları ve programlarının hazırlanmasında il içinde bulunan çeşitli sektörlerle işbirliğine gitme, İl içindeki yolların, köy ve ilçeler arasındaki yolların yapım ve onarımını yapma, belediyelerin mücavir alanları dışındaki imar işlerinin yapılmasını sağlama, il özel idaresince yapılması üstlenilen tesislerin yapımı, onarımı, yapıların denetimi, İl içindeki sağlık ocakları, dispanserler gibi sağlık merkezlerini yapma, bunları araç ve gereç açısından destekleme, Çıkması muhtemel salgın hastalıklarına karşı önlemler alma, aşı uygulaması yapma, çıkmış salgınlara karşı koruyucu önlemler geliştirme ve uygulama,

Kamu sağlığını bozucu olaylara karşı önlemler alma, il sınırları içerisindeki başka kuruluşlara bırakılmamış içmece, termal gibi merkezleri kurma, işletme, Sosyal yardım ile ilgili özel idarelerine verilmiş olan yükümlülükleri yerine getirme, Çevre sağlığını koruma, çevre sağlığı yönünden zararlı olabilecek her türlü atıkların toplanması, imhası amacıyla çeşitli kuruluşlarla işbirliğine gitme, buna yönelik tesisler kurma, işletme, Belediyelerin mücavir alanları dışındaki kırsal yerleşim alanlarında kanalizasyon şebekelerinin yapımı, onarımını yapma, Belediye ve mücavir alanları dışındaki akarsu ve göllerin kirlenmesini önleyecek tedbirler alma,

Okul öncesi eğitim ile ortaöğretim kurumlarının kurulabilmesini sağlama, bu amaçla gerekli arsaları sağlama, bu çerçevede belediye ve köy yönetimleri ile işbirliğine gitme, Halk eğitimi için kursların açılması için gerekli tesisleri kurma, araç ve gereçleri sağlama, çıraklık eğitim merkezi kurma,Öğrenciler için yurtlar açma, işletme, okulların temel giderlerini karşılama, Tarım politikaları oluşturma, il içindeki ektili dikili arazilerin sulanması için tedbirler alma, bu çerçevede su arkları, kanaletler imar etme, İl ölçeğinde ağaçlandırmayı özendirici tedbirler alma, fidanlıklar kurma, halka fidanlıklar konusunda destek sağlama, ilaçlama tesisleri kurma, işletme, belde halkını zirai üretim ve ilaçlama konularında eğitme,

Çayır, mera gibi otlakların iyileştirilmesi için tedbirler alma, hayvancılığı destekleme, damızlık hayvan tesisleri kurma,hayvan hastalıklarının çıkması ve yayılmasını engelleme yönünde tedbirler alma, İl ölçeğinde sanayi ve ticaret faaliyetlerini teşvik etme, ortaklıklar kurma ve kurdurma, ekonomik girişimleri destekleme, yer altı ve yer üstü doğal kaynaklarının korunması, bunların ekonomik boyutunun değerlendirilmesi yönünde tedbirler alma, İlin tarihi ve turistik varlıklarını koruma ve geliştirme, bulunduğu ilin tanıtılması amacıyla festivaller düzenleme, belediye sınırları dışında kalan yerlerde kamp, motel, otel gibi turistik yerleri işletme, bunları denetleme, İl sınırları dahilinde spor tesisleri kurma, sportif faaliyetlerin geliştirilmesi yönünde tedbirler alma, spor kulüplerini destekleme görevleri verilmelidir.

Bunların dışında; il özel idarelerinin yap işlet devret modeliyle iş yaptırma imkanları arttırılmalı, imarlı arsalar konut üretme konusundaki yetkileri güçlendirilmeli, belediye ve mücavir alanları dışında imar planı ve uygulama yetkisi devredilmelidir. Ayrıca, il özel idarelerine özel güvenlik teşkilatı kurabilme yetkisi verilmeli ve bu sayede de eğitim, kültür, sağlık tesisleri ile taş ve kum ocaklarının güvenliği sağlanmalıdır.



YARARLANILAN KAYNAKLAR



Aydemir, Süleyman Ruhi,


“Türkiye’ de Yerel Yönetimler: Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı Açısından Bir Değerlendirme”, Yerel Yönetim ve Denetim Dergisi, Cilt 6, Sayı 6 Haziran,2001a,396-404


“Kurumsal Etkinlikte Anahtar Bir Kavram: Örgütsel Değişim.”, Sayıştay Dergisi,Ocak-Mart, 2001b, Sayı 40,84-96


“Yerel Özerklik açısından Bir Karşılaştırma: Belçika ve Türk Yerel Yönetimleri”, Yerel Yönetim ve Denetim Dergisi, Cilt 5, Sayı 11, Kasım, 2000,34-37

Başsoy, Ahmet
“ İl Özel İdarelerimiz”, Yeni Türkiye, Mayıs-Haziran,1995, 390-397.

Canpolat, Hasan,
“Bir İdari Reform Önerisi:Özel İdarelerin Yeniden Düzenlenmesi”, Çağdaş Yerel Yönetimler Dergisi,cilt1, Sayı 5, Eylül,73-81.
Çoker, Ziya, “Seçimlik Vali Üzerine Karşıt Düşünceler ve Yeni Bir Yönetim Modeli”, Türk İdare Dergisi, Yıl 68, sayı 399, 1996,Haziran
Coşkun, Bayram,
“Türkiye’de İdari Vesayet Denetim Ve Yerel Yönetimlerin Özerkliği”, Çağdaş Yerel Yönetimler Dergisi,Cilt 5, Sayı 3, Mayıs,1996, 35-47
Dedeoğlu, Erdoğan
“İl Özel İdarelerinin Tarihi Gelişimi ve Bugünkü Durumu”, Yerel Yönetim ve Denetim Dergisi, Cilt 2, Sayı 13,1997,47-56.
Eke, Ali Erkan,
“Anakent Yönetimi ve Yönetimlerarası İlişkiler: Batı Deneyimi Ve Türkiye”, Amme İdaresi Dergisi, Cilt 18, Sayı 4, Aralık,1985, 41-67
Eryılmaz, Bilal, “Yerel Yönetim Sendromu” Yeni Türkiye, Mayıs-Haziran 1995,s.340-346.
Eryılmaz, Bilal-Mustafa Şen, 2000’li Yıllara Doğru Yerel Yönetimler,MUSİAD Araştırma Raporları, Mart,1994
ESİAD, Türkiye’de İl Yönetiminin Yeniden Yapılanması, Yayın No:93/G-2, İzmir,1993
Gönül, Mustafa, “Seçimlik Vali Üzerine Düşünceler”, Amme İdaresi Dergisi, Cilt 22, Sayı 3, Eylül 1992,51-70
Gözübüyük, Şeref, Yönetim Hukuku,Sevinç Matbaası, Ankara,1983-1991
Gürsoy, Bedri,
“Demokratik Bir Toplumda İdari Vesayet Üzerine Bir Deneme”, Türk İdare Dergisi, Yıl 59, Sayı 377, Aralık,1987,1-30.
Keleş, Ruşen- Fehmi Yavuz, Yerel Yönetimler, Turhan Kitapevi, Ankara, 1989
Keleş, Ruşen, “Yerel Yönetimlerin Özerkliği ve Bir Örnekolay”, AÜ SBF Yayınları, No:500, Seha L. Meray’a Armağan, C.2, Ankara,1982, 411-428
Maddıck, Henry,
Democracy, Decentralization And Development, Asia Publishing House, New Delhi,1963
Nadaroğlu, Halil, Mahalli İdareler, Sermet Matbaası, İstanbul.,1978
Nalbant, Atilla,
Üniter Devlet-Bölgeselleşmeden Küreselleşmeye, Yapı Kredi Yy, İstanbul,1997
Onar, Sıddık Sami,
İdare Hukukunun Temel Esasları, İsmail Akgün Matbaası, Cilt 2, İstanbul
Özdemir, Hikmet,
“Demokrasinin Arka Bahçesi : İl Genel Meclisleri”, Kamu Yönetimi Disiplini Sempozyumu Bildirileri,II.cilt, TODAİE yy, Ankara,1995,193-205
Pirler, Orhan-Nuri Tortop-Ahmet Başsoy,
Belediyeler ve İdari Vesayet, TBD, 1995,Ankara
Polatoğlu, Aykut,
“Yerel Yönetim Reformu Üzerine Düşünceler”, Çağdaş Yerel Yönetimler Dergisi, C.9,S.1, Ocak,2000,3-24.
Tamer, Mustafa, “Belediyeler (Yerel Yönetim Sisteminin Mevcut Durumu ve Geleceği: Bir Model Önerisi)”, 21.Yy’da Nasıl Bir Kamu Yönetimi Sempozyumu, Yerel-Yerinden Yönetim Grubu Bildirileri, TODAİE Yy, 7-9 Mayıs , 1997,Ankara
Tekeli, İlhan, “Yerel Yönetimlerde Demokrasi ve Türkiye’ de Belediyelerin Gelişimi”, Amme İdaresi Dergisi, C.16,S.2,Haziran,1983 3-22
Teziç, Erdoğan, Anayasa Hukuku, Beta Yay,1991, İstanbul,
TOBB,
Mahalli İdarelerin Yeniden Yapılandırılması, Özel İhtisas Komisyon Raporu, Ankara, Şubat,1996
Tortop, Nuri, Mahalli İdareler, Yargı Yayınları, Ankara,1994
“Demokratik Mahalli İdare Anlayışının İlkeleri”, Çağdaş Yerel Yönetimler Dergisi, Cilt 1, Sayı 3, Mayıs,1992,3-6.
“Özerk, Üretken Ve Katılımcı Mahalli İdare Anlayışı”, Amme İdaresi Dergisi,Cilt 24, Sayı 4, Aralık,1991,3-9.
Türe, Fatih “Osmanlı İmparatorluğunda Yerel Yönetimler”, Yerel Gündem, Yıl 2, Sayı 5, Mayıs,2000, 34-41.
Türkcan, Ergun(Editör), Yeni Bir Belediyeciğe Doğru, Ankara,1982
Vedel, Georges,
Droit Administratif, Paris,1973 den nakleden, Coşkun Bayram, “Türkiye’de İdari Vesayet Denetim ve Yerel Yönetimlerin Özerkliği”, Çağdaş Yerel Yönetimler Dergisi,Cilt 5, Sayı 3, Mayıs 1996, 35-47
Yalçındağ, Selçuk
“İl Sisteminin Güçlendirilmesi Çözümmü”,Çağdaş Yerel Yönetimler Dergisi,Cilt 5, Sayı 2, Mart,1996,3-14.
“Yerinden Yönetim, Yerel Yönetim”, Çağdaş Yerel Yönetimler, Cilt 4, sayı 2, Mart,1995,3-19.
“ Türk Yerel Yönetimlerinde Yeniden Yapılanma”, Amme İdaresi Dergisi, Cilt 24, Sayı 3, Eylül,1993a,123-152



ÇALIŞMA HAZIRLIK TARİHİ: 2003


_displayNameOrEmail_ - _time_ - Kaldır
_text_

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder